Mehmet Ali Kafdağlının Eşi Yıldız Kafdağlının kırkı 12/12/2009 tarihinde, Armutlu Cemevinde, Saat: 12.00 ile 13.00 arasında verilecektir. Bütün dost ve akrabalarımız davetlidir.
Mezarından Kuşlar Uçuşacak
Yazar Site Yönetimi
Garip bir kuşak, yüreği örseli, kanadı yaralı bir
kuşak. Daha çocuk denecek yaşlarda yüreklerini avuçlarına alıp sokaklara
dökülen bir kuşak.
Seviyi, sevgiliyi bilmeden falakalarla tanışan, karakollarda
sabahlayıp zindanlara tıkılan sayıları yüz binleri aşan insanların trajik
öyküsüdür bu kuşağın öyküsü.
Nesilden nesile geçecek olan öykü. Yüzlerini güneşe
dönüp payesizce yaşayanların öyküleri destanlara,şiirlere,türkülere konuk
oldu.Kimileri yaşları büyütülerek darağaçlarına gönderilirken,kimileri de
yıllarca zindanlarda çürütüldü.Bir çoğu da daha gencecik yaşlarda göç yollarına
çıktı.
Bunların yaşamlarında mutluluk bir nokta acı ise
uzun bir çizgi gibi durdu.
Bunlardan birisi de İbrahim Akyol’du. Kendi
yurdunda da sürgün yaşayan İbrahim Akyol daha çocuk yaşlarında ülkesinin utancı
ve lanetiyle hesaplaşmaya başladı.38 yetmezmiş gibi Kenan Evren darbesinin en
vahşi en hunhar yaşandığı yer yine Dersim’di. Bu ağır zulüm koşullarında en
yakınları işkenceler de
14 / 11 / 2009 tarihli Radikal Gazetesinden alıntıdır.
CHP'li Onur Öymen'in gafıyla Dersim olayları yeniden gündeme
geldi. Peki 1937-38'de ne olmuştu? 22 yıl önce Nokta dergisinde yayınlanan
'Dersim dosyasını Bianet yeniden yayınladı
Nokta Dergisi'nin 1987'de yayımladığı "Dersim
1937-1938/ Yarım Yüzyıl Sonra" dosyasını bugünün gündemine denk düşmesi
nedeniyle "İlk kez açıklanan belgeler", "İsmet İnönü'nün Lozan'da okuduğu
bildiri", "ABD, Demirel'e Federe Kürdistan Önerdi", "Demirel Koçaş'ı
yalanlıyor", "Hedef doğrudan Dersim idi", "Dış basından", "Parlamenter gözüyle"
başlıklı çerçeveleriyle birlikte aynen yayımlıyoruz.
"Dersim,
Cumhuriyet hükümeti için bir çıbandır. Bu çıban üzerinde kesin bir ameliye
yapmak ve elim ihtimalleri önlemek, memleket selameti bakımından mutlaka
lazımdır...
Okul açmak, yol yapmak, refah sebeplerini sağlayacak
fabrikalar kurmak, kendilerini meşgul etmeye yarayan çeşitli sanayi işleri
sağlamak, özet olarak yurt sahibi yapmak veya uygarlaştırmak suretiyle ıslaha
çalışmak hayalden başka bir şey değildir."
Mülkiye Müfettişi Hamdi Bey,
İçişleri Bakanlığı'na raporunu sunduğunda Dersim olaylarına doğru bir adım daha
atılmış oluyordu. Bir süre sonra Dersim'in adı Tunceli'ye dönecek, adına özel
yasalar çıkarılacak, ardından da kanlar dökülecekti. Tam yarım yüzyıl önceydi
bütün bunlar. Ve yarım yüzyıl boyunca konuşulmayacaktı. O kadar ki...